Düşük riski anne adaylarının her daim dikkatini çeken ve çoğu zaman da tedirginlik yaratan konulardan biridir. Gebeliğin 20. haftası tamamlanmadan ya da anne karnındaki bebeğin ağırlığı 500 grama ulaşmadan gebeliğin sonlanması, abortus yani düşük olarak adlandırılıyor. Maalesef gebeliklerde düşük riskinin saptanması her zaman mümkün olmayabiliyor. Bunun nedeni ise pek çok farklı unsurun düşüğe neden olabildiğidir. Çoğu zaman düşüğe neden olan unsurların belirlenmesi de mümkün olmaz. Ancak yaygın şekilde görülen düşük nedenlerine şu örnekleri verebiliriz:

  • Bağışıklık sistemiyle ilgili sorunlar
  • Tiroid hastalıkları
  • Obezite
  • Alkol ve tütün ürünleri kullanımı
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • Enfeksiyon
  • Bazı ilaçların kullanımı
  • Rahimde myom olması

Düşükte Kanama Miktarı

Düşükte kanama miktarı

Hamileliğin 12. haftasından önce gerçekleşen düşükler ‘erken düşük’ olarak değerlendirilirken 12. ila 20. haftası arasında gerçekleşen düşükler de ‘geç düşük’ olarak adlandırılıyor. Gebeliklerde düşük riski kendini kanama ile belli ettiğinden her kanama anne adaylarında ciddi bir tedirginliğe yol açabiliyor. Ancak hamileliklerin yaklaşık yarısında, ilk 10 hafta içerisinde kanama olabiliyor ve bu durum akıllara hemen düşüğü getirmemelidir. Gebeliğin 10. haftasından sonra devam eden kanama durumunda mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Elbette her kanama mutlaka düşükle sonlanacak şeklinde bir kaide yok. Ancak kanamanın nedeninin araştırılması gerekir ve bunun için de zaman kaybetmeden doktorunuza başvurmanızda fayda var.

Yapılan araştırmalar, kanama şikayeti olan anne adaylarının % 10’unda tablonun düşük ile sonlandığı yönündedir. Bu arada düşük riski olduğunda kanın rengi de merak edilebiliyor. Parlak kırmızı olabilen kan rengi kimi zaman kahverengiye yakın da olabilir. Kanın rengi ya da miktarı tek başına düşükten söz etmeyi sağlayamaz. Kanamanın miktarı da her anne adayında farklı olabilir. Çünkü kimi zaman kanama içte birikiyor ve vajinadan da çok az oranda kan sızıyor. Fakat bazı durumlarda da kanamanın tamamı vajinadan sızabiliyor. Gebelik döneminde kanama istenmeyen bir durumdur ve nedeni düşük olmasa bile mutlaka doktorunuz ile görüşmeniz gerekir.

Tıkla Öğren –> https://drtugrulabacioglu.com/down-sendromu/

Hamilelikte Düşükten Korunma

Gebeliklerde düşük riski ortaya çıkmadan bazı unsurlara dikkat edilmesinde fayda var. Örneğin vücudu çok zorlayan hareketlerden kaçınmak, çok ağır işlerde çalışmamak, dikkat edilmesi gereken unsurların başında geliyor. Hamilelikte asla gelişigüzel ilaç kullanılmamalıdır. Doktorunuz tarafından reçete edilmeyen hiç bir ilacı kullanmayın. Çünkü bazı ilaçlar düşük yapmaya neden olabilir, anne adayına ya da anne karnındaki bebeğe zarar verebilir. Daha önce düşük yapan kadınlar için düşük riski daha fazla önemlidir. Bu durumda henüz hamile kalmadan önce çeşitli tetkiklerin yapılması gerekebilir. Çünkü varsa hastalıkların tespit edilmesi, tedavinin yapılması ya da patolojik bulguların doktor tarafından değerlendirilmesi, düşüğe karşı önlem alınmasını sağlayabilir.

Düşük Nasıl Hissedilir?

Düşük nasıl hissedilir

Anne adaylarının düşük riski konusunda merak ettikleri unsurlardan biri de bunun nasıl hissedilebileceği oluyor. Ancak düşüğün hissedilmesinin pek mümkün olmadığını belirtmek gerekir. Sadece bazı anne adayları gebeliğe bağlı olarak ortaya çıkan mide bulantısı, kusma ya da memelerde hassasiyet gibi semptomları artık hissetmiyor. Kısa bir üre sonrasında da düşük meydana gelebiliyor. Ancak bunun her anne adayında meydana gelmediğini n de altını çizelim. Sadece düşük riski nedeniyle paniğe kapılmadan doktorunuz ile görüşmelisiniz. Bazı şikayetler ortaya çıktığında bunun nedeni düşük olmasa bile farklı bir sorun olabilir. Konu hakkında doktorunuza bilgi vermeniz durumunda gerekli tetkikler ve muayeneler yapılacaktır.

Tıkla Öğren –> https://drtugrulabacioglu.com/akraba-evliligi-sonuclari-nelerdir/

Düşük Tehdidi Ne Demek?

Bazı tıbbi durumlar nedeniyle gebeliğin sonlanma ihtimali düşük riski olarak adlandırılır. Düşük gebeliğin henüz anlaşılmadığı dönemlerde de gerçekleşebilir. Yani kadınla henüz hamile olduklarını öğrenmeden düşük yapabilir. Gebeliklerde düşüğün yaygın görüldüğünü söyleyebiliriz. Yardımcı üreme teknikleri arasında en çok kullanılan tüp bebek yönteminde bile düşük riskinin mevcut olduğunu, tüp bebek yöntemiyle hamile kalan kadınların % 20’sinin düşük yaptığını belirtelim.

Gebelikte düşük riski çok sayıda farklı nedenle ortaya çıkabildiği için pek çok anne adayında bu riskten söz edilebiliyor. Düşük, geçmişe nazaran günümüzde daha sık yaşanıyor. Bunun nedenleri olarak da radyasyona günümüzde daha fazla maruz kalınması, kadınların daha geç yaşlarda anne olmak istemesi gibi unsurlar gösteriliyor. Kadınların yaşı ile düşük riski arasında bir ilişki olduğunu da belirtmek gerekir.

  • 35 yaş altı kadınlarda düşük riski % 15 düzeyinde
  • 35 ila 45 yaş arasında olan kadınlarda düşük riski % 30 düzeyinde
  • 45 yaş üstünde olan kadınlarda düşük riski % 50 düzeyinde

Görüldüğü gibi yaş ilerledikçe düşük riskinde de bir artış oluyor. Ancak yaş, tek başına düşüğe neden olan bir unsur değildir. Sadece yaşın ilerlemiş olması mevcut riskin artmasına sebebiyet veriyor.  Bu nedenle hamilelik planlamasının olabildiğince çok geç yaşlarda yapılmaması gerekir.

Tıkla Öğren –> https://drtugrulabacioglu.com/agrisiz-dogum-epidural-anestezi/

Düşük Riski Kaçıncı Haftada Azalır?

Düşük kaçıncı haftada azalır

İstatistiklere bakıldığında düşük riski özellikle gebeliğin ilk 3 aylık döneminde ortaya çıkıyor sonucuna varılabilir. Gebeliğin ilk 3 ayı ise ilk hafta ila 13. hafta arasıdır. Anne adaylarının % 80’i bu dönemde düşük yapıyor. Gebeliğin ilk 3 ayı geride kaldığında ise düşük oranlarında belirgin bir azalma var. Örneğin gebeliğin ikinci 3 aylık döneminde düşük oranları % 5’e kadar geriliyor. Özellikle hamileliğin ikinci 3 aylık döneminde ve sonrasında gerçekleşen düşüklerde ağır yaşam koşulları, büyük üzüntü ve stres yaratan travmatik olaylar karşımıza çıkıyor. Düşük riskinin psikolojik bazı unsurlardan kaynaklı olarak da gerçekleşebildiğini unutmamak gerekir.

Düşük Belirtileri Nelerdir?

Düşük belirtilerinin ilki kanamadır ve kanamaya kimi zaman doku parçaları da eşlik edebilir. Bu durumda düşük riski akıllara gelir ve düşük tanısı da konabilir. Çoğu zaman kanama ile beraber kasıklarda ya da bel bölgesinde arı da görülebiliyor. Kimi zaman da kanama olmadan vücudun bu bölgelerinde ağrı yaşanabiliyor. Bazı anne adaylarında ağrının sırta ya da kalçaya doğru yayılım gösterebildiğini söyleyebiliriz. Vajinal akıntının pembe renkte olması da düşük belirtilerinden biri olarak kabul edilebilir.

Belirtiler yüksek ateş ya da halsizlik gibi semptomlar şeklinde de ortaya çıkabiliyor. Ancak gebelik döneminde her belirtiyi düşük riski ile ilişkilendirmek de doğru olmaz. Mide bulantısı ve kusma düşük belirtileri arasındadır ancak her zaman düşükten kaynaklı olarak yaşanmayabilir. Gebeliğin belirli dönemlerinde de mide bulantısı ve kusma şikayetleri ortaya çıkabiliyor. Buna kokulara karşı hassasiyet de eşlik edebiliyor. Bu gibi durumlarda yapılması gereken en doğru davranış doktorunuzu bilgilendirmenizdir.

Düşük Riski Nasıl Önlenir?

Aslında düşük riski tamamen ortadan kaldırılamaz. Ancak anne adayının bu dönemde dinlenmeye daha fazla zaman ayırması, beslenme düzenine ve uyku düzenine maksimum düzeyde dikkat etmesi gibi çeşitli tedbirler alınabilir. Düşük riskinde her zaman uzun süre yatak istirahati gerekmez ancak doktorun böyle bir tavsiyede bulunması durumunda bu tavsiyelerin dikkate alınmasında da fayda olacaktır. Özellikle kanamanın eşlik ettiği düşük riskinde doktorun uyarılarını ve önerilerini dikkate almak çok daha fazla önem taşıyabiliyor. Elbette kafein içeren içeceklerden uzak durmak gibi çeşitli önlemler alınması da gerekebiliyor.

Tıkla Öğren –> https://drtugrulabacioglu.com/sezaryen-dogum/

 

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr